KENDİ SONLARINI HAZIRLIYORLAR
Amerika'nın İran coğrafyasının zorluğunu ve halkın dinamizmini hesap edemediğini belirten Prof. Ali Temizel, "Trump ve Netanyahu kendi siyasi sonlarını bu savaşta hazırlıyor olabilirler" değerlendirmesinde bulundu.




BOMBALAR BİLGİYİ YOK EDEMEZ
Prof. Dr. Ali Temizel, Türkiye-İran ilişkilerinin tarihsel derinliğini analiz ederek, savaşın toplumsal yıkımlarına karşı Mevlana’nın birleştirici öğretisi ve bilginin yok edilemez gücüyle geliştirilecek gönül diplomasisinin önemini vurguladı
Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Temizel, Abd-İsrial’in komşu İran'a saldırılarıyla ilgili Konya Demeç gazetesinde değerlendirmelerde bulundu. Türkiye ile İran arasındaki köklü bağları ve güncel bölgesel gelişmeleri analiz etti. Bin yıllık komşuluk hukukunun ve ortak kültürel mirasın önemine dikkat çeken Temizel, Mevlana’nın “birleştirici” öğretisinin bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulan bir çıkış yolu olduğunu vurguladı.
BİN YILLIK COĞRAFİ KADER VE STRATEJİK ORTAKLIK
Türkiye ve İran ilişkilerinin sadece bugünün konusu olmadığını, milattan önceki dönemlere kadar uzanan bir derinliğe sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Ali Temizel, "Ülkelerin kaderi bulundukları coğrafyadır; bir ülke ile komşu olmak da coğrafi bir kaderdir. İran, yaklaşık bin yıldan beri bizim bu coğrafi kaderimizden biridir" dedi. Sasaniler döneminden Göktürkler ve Selçuklulara kadar uzanan tarihsel sürece atıfta bulunan Temizel, bu ilişkinin bugün ticaret, enerji ve turizm gibi pek çok alanda yüksek performansla sürdüğünü ifade etti. İran'ın genç nüfusu ve zengin kaynaklarıyla bölgenin kilit aktörü olduğunu hatırlatan Temizel, bu stratejik önemin sadece bölgeyi değil, dünya siyasetini de etkilediğini belirtti.
KÜLTÜREL MİRASIN YOK EDİLMESİ İNSANLIK SUÇUDUR
Bölgedeki savaşların fiziksel yıkımın ötesinde bir "hafıza kırımı" yarattığına dikkat çeken Temizel, kültürel mirasa yönelik saldırıları sert bir dille eleştirdi. Özellikle Irak’ta yaşanan kütüphane yangınlarını hatırlatan Temizel, "Tarihi eserlerin ve medeniyetlere ait hafızanın yok edilmesi hiçbir hukukta kabul edilemez. UNESCO ve Birleşmiş Milletler gibi kuruluşlar bu mirasın korunması için savaşın durdurulması noktasında daha somut adımlar atmalıdır" şeklinde konuştu.
ŞİİRSEL DİPLOMASİ VE BARIŞIN DİLİ: FARSÇA
Farsçanın yüzyıllardır barışın, aşkın ve hikmetin dili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ali Temizel, bugün yükselen silah seslerinin bu şiirsel ruhu dindiremediğini ifade etti. Edebiyatın, siyasi ideolojilerin gizlediği gerçekleri satır aralarında sakladığını belirten Temizel, "Şiirsel diplomasi her zaman önem arz eder. Belki şiirle barut kokusunu dindiremedik ama gönül birliğini yakalayabilseydik bu savaşlar hiç yaşanmayacaktı" dedi. Bugün dahi akademisyenlerin ve şairlerin sosyal medya üzerinden şiirle barış mesajları vermeye devam ettiğini sözlerine ekledi.
MEVLANA’NIN ÖĞRETİSİ: İNSANI YAŞAT Kİ DEVLET YAŞASIN
Hz. Mevlana’nın "Biz birleştirmeye geldik, ayırmaya değil" düsturunun bugünkü çatışma ortamında en büyük teselli ve rehber olduğunu söyleyen Temizel, Türkiye'nin yürüttüğü insani diplomasiye dair şu örnekleri verdi:
"Biz Müslümanlar olarak her gün 40 rekat namazda alemlerin Rabbine hamd ediyoruz. Bu gönül dünyasında ırk, dil veya din ayrımı yoktur. Nitekim Türkiye, Covid-19 döneminde 165 ülkeye yardım gönderirken paketlerin üzerine Mevlana’nın 'Ümitsizliğin ardında nice ümitler var' sözünü yazdırdı. Bu, kırmadan dökmeden yapılan bir gönül diplomasisidir. Yunus Emre’nin 'Yaratılanı severiz Yaratan’dan ötürü' felsefesiyle sadece Müslümanı veya Türk’ü değil, insanı merkeze alıyoruz"
'MÜSLÜMANIZ' DEMEK YETMİYOR.
Günümüzdeki çatışmaların sadece mezhep veya ırk temelli olmadığını, Rusya-Ukrayna savaşı örneğinde olduğu gibi aynı kökten gelenlerin de çatışabildiğini hatırlatan Prof. Dr. Ali Temizel, çözümün "gönül dili" kurmakta olduğunu belirtti. Temizel, "Ölenin de öldürenin de 'Allahu Ekber' dediği bir coğrafyada sadece 'Müslümanız' demek yetmiyor. Mevlana’nın tarif ettiği o ortak duygu birliğine, yani kendi öz kodlarımıza dönmemiz gerekiyor. Gönül dilini yeniden inşa etmezsek, sahada kalıcı barışı sağlamak mümkün olmayacaktır" dedi.
BEYİN GÜCÜ YIKILAMAYAN TEK SERMAYEDİR
Savaşın eğitim ve kültürel üretim üzerindeki etkilerini değerlendiren Prof. Dr. Temizel, bilginin fiziksel yıkımlardan etkilenmeyecek kadar güçlü bir güç olduğunu belirtti. 2. Dünya Savaşı sonrası Almanya ve Japonya örneklerini veren Temizel, şu ifadeleri kullandı:
"Eviniz yanabilir, fabrikalarınız bombalarla yerle bir edilebilir. Ancak bilginiz varsa, bunları çok kısa sürede yeniden inşa edebilirsiniz. Bilgi gücü her zaman evdeki en büyük sermayedir"
İran'ın kültürel birikiminin çok güçlü bir yapıya sahip olduğunu belirten Temizel, vatan sevgisinin hükümete olan muhalefetin üzerinde olduğunu, bugün yurt dışındaki İranlı akademisyenlerin bile ülkelerine sahip çıkmaya başladığını ifade etti.
SADECE BİNALAR DEĞİL, AİLE VE SOSYAL DOKUYU DA PARÇALANIYOR
Savaşın sadece binaları değil, aile ve sosyal dokuyu da parçaladığını dile getiren Prof. Dr. Temizel, sivil halkın yaşadığı trajediye dikkat çekti. İranlı bir çocuk edebiyatı yazarının savaşın ortasında halkının yanında olmak için Brüksel’den Tahran’a dönme çabasını örnek gösteren Temizel, "İran’ın güneyinde bir okulun vurulması sonucu 165 öğrencinin katledilmesi, hükümete muhalif olanları bile vicdani bir sorumlulukla vatan savunmasında birleştirmiştir" dedi. Savaşın iletişim hatlarını koparması nedeniyle diasporadaki insanların ailelerinden haber alamamasının büyük bir insanlık krizi yarattığını vurguladı.
ORTADOĞU’DA "YALAN RÜZGÂRLARI" VE ABD-İSRAİL STRATEJİSİ
İslam dünyasının kriz karşısındaki tutumunu eleştiren Temizel, bölgedeki bazı devletlerin Amerika ve İsrail’in projelerine alet olduğunu savundu. Çatışmaların "ütopik ve hukuki dayanaktan yoksun" olduğunu belirten Temizel, şunları kaydetti: "Amerika ve İsrail, halkı Müslüman olan bir coğrafyada insanları birbirine düşman etmenin yollarını buluyor. Şu an yaşananlar karşısında İsrail ve Amerika’nın 'pis pis güldüğünü' görüyorum. Müslümanlar büyük bir kaygı içindeyken, bu savaşı kışkırtanların bir kaybı yokmuş gibi görünüyor"
DİASPORA VE MİLLİ KİMLİK: "İSRAİL VE TRUMP YANILIYOR"
Diasporanın savaş öncesindeki tutumunun, sivil katliamlar sonrası değiştiğine dikkat çeken Prof. Dr. Ali Temizel, İran halkının şahsiyetli bir duruş sergilediğini ifade etti. Trump ve Netanyahu’nun "İran halkı hükümetden kurtulmak için bizi çiçeklerle karşılar" beklentisinin bir yanılgı olduğunu söyleyen Temizel, "İran’da binlerce yıllık bir devlet milliyetçiliği vardır. Firdevsi’den gelen bu ruh, halkı Şah’ın oğlu gibi dış aktörlerin peşinden gitmek yerine vatanı savunmaya iter. İran halkı 'Hepimiz İranlıyız' kimliğiyle birleşiyor" dedi.
SAVAŞIN KAZANANI YOK: HERKES KAYBEDİYOR
Savaşın maliyetinin ve insani bedelinin telafi edilemez olduğunu vurgulayan Temizel, "Eğer bir insanın burnu kanamışsa, hangi taraftan olursa olsun o, savaşı kaybetmiştir" diyerek barış çağrısında bulundu. Temizel ayrıca, Amerika’nın İran coğrafyasının zorluğunu ve halkın dinamizmini hesap edemediğini belirtti.
NETANYAHU VE TRUMP KENDİ SONLARINI HAZIRLIYOR
Prof. Dr. Temizel, mülakatını çarpıcı bir öngörüyle tamamladı: "Bu savaş, Netanyahu ve Trump için önümüzdeki seçimlerde eksi puan olarak dönecektir. Halk, konforunu ve huzurunu bozan yöneticileri cezalandırır. Amerika, İran'ı 24 saatte imha edeceğini sanarak Venezuela veya Afganistan ile karıştırdı. Ancak 90 milyonluk dinamik bir nüfusun vatan savunması karşısında Trump ve Netanyahu kendi siyasi sonlarını bu savaşta hazırlıyor olabilirler"
•MEHMET COŞKUNER
.
Emperyalist Amerika ve İsrail Kıskacında KOMŞUMUZ İRAN
SEBİLÜRREŞAD VAKFI PANEL






Devrimin 47. Yılında İran'da Son Gelişmeler











